En mutlu düşten daha mutludur uyanmak...


Bir dostumla yemek yiyoruz, öğleyin. İyi durumda değilim. Biraz önce biten ve benim tanık olduğum bir karşılaşma, hiç de benim istediğim gibi gitmemiş. İki uykuda insan birbirine girmiş, kendilerini uyanık sanarak. Her biri diğerinin rüya gördüğüne emin, kendi yarattıkları canavarla savaşmışlar ve doğal olarak kurşunların ve sözlerin işlemediği bu canavara yenik düşmüşler. Ben ise kendi canavarımla boğuşuyorum şimdi.
Bu halimi gören bilge dostum çiğnediği lokmaların arasında duruyor. Dikkatle ve endişe ile süzüyor beni. “Ya Dost’um,” diyor. “Ne yapıyorsun şimdi?”
Sorusunu algılamaya çalışıyorum mücadelemin arasından. Sonra elimden geldiğince, dilim döndüğünce o olaydan, o rüyada, kabusta olan iki dostumdan bahsediyorum, nasıl gerçeği göremediklerinden, nasıl kendi yaptıkları şeyler için birbirlerini suçladıklarından, nasıl kendi yarattığı canavarlarla savaştıklarından ve yenildiklerinden bahsediyorum. Nasıl beni dinlemeyi reddettiklerinden ve kendi dramalarına aşık olduklarından, bundan nasıl beslendiklerinden dem vuruyorum. Sonra kendime dönüyorum, üstüme düşeni yapamadığımdan, zayıf düştüğümden, elimden bir şey gelmediğinden bahsediyorum.

sisler bulvarı- atilla ilhan

elinin arkasında güneş duruyordu
aylardan kasımdı üşüyorduk
ağacın biri bulvarda ölüyordu
şehrin camları kaygısız gülüyordu
her köşe başında öpüşüyorduk

bülbül- mehmet akif ersoy

-Basri Bey oğlumuza-

Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı,
Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.
Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl...
Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl
Muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım;
Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!

balıkçılar şiiri- tevfik fikret

Balıkçılar
-Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
Bugün açız yine; lâkin yarın, ümid ederim,
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

son otobüs- nazım hikmet ran

Gece yarısı. Son otobüs.
Biletçi kesti bileti.
Beni ne bir kara haber bekliyor evde,
ne rakı ziyafeti.
Beni ayrılık bekliyor.
Yürüyorum ayrılığa korkusuz
ve kedersiz.